Başlık
Başlık

İdarecilik Sanat mıdır?

İDARECİLİK SANAT MIDIR? “Amerika’nın büyük imalat fabrikalarından birinin yönetim kurulu üyeleri kar ve zarar hesaplarını incelerken, fabrika müdürünün aylığına takılmışlar ve bunu bir hayli indirmek gerektiğini düşünmüşler. İçlerinden iki kişi seçerek fabrika müdürü denen bu adamın neler yaptığını yerinde görmelerini ve ondan sonra bu konuda karar verilmesini kararlaştırmışlar.

17 Mayıs 2022 32 views 0
İDARECİLİK SANAT MIDIR? “Amerika’nın büyük imalat fabrikalarından birinin yönetim kurulu üyeleri kar ve zarar hesaplarını incelerken, fabrika müdürünün aylığına takılmışlar ve bunu bir hayli indirmek gerektiğini düşünmüşler. İçlerinden iki kişi seçerek fabrika müdürü denen bu adamın neler yaptığını yerinde görmelerini ve ondan sonra bu konuda karar verilmesini kararlaştırmışlar.
İçlerinden iki kişi seçerek fabrika müdürü denen bu adamın neler yaptığını yerinde görmelerini ve ondan sonra bu konuda karar verilmesini kararlaştırmışlar.
İki kişilik heyet bir sabah sessizce fabrikaya gitmiş ve fabrika müdürünün odasına girmiş. Gördükleri manzara şu olmuş: Fabrika müdürü elinde kahve fincanı, ayakları masanın üstünde, etrafa halka gülücükler yaymakla meşgul. Masanın üstünde ne bir dosya, ne bir kağıt hiç bir şey yok.
Bir müddet kendisi ile oradan buradan konuşan heyet üyeleri; bu müddet zarfında müdürün hiç bir işle meşgul olmadığını ve yalnız bir kaç basit telefon konuşması yaptığını görmüşler.
Heyet aldığı intibadan memnun İdare Meclisine fabrika müdürü denilen zatın yanında bulundukları üç küsur saat zarfında hemen hemen hiç bir şeyle meşgul olmadığını ve bu bakımdan böyle basit bir iş için verilen yıllık 100.000 dolardan en aşağı üçte iki nispetinde bir tasarruf sağlanabileceğini söylemişler.
Tabii fabrika müdürü bu indirime razı olmamış ve işten ayrılmış. Yeni maaşla çalışmayı kabul eden bir çok istekli arasında bir zat yeni fabrika müdürü olarak tayin edilmiş.
Üç ay sonra idare meclisine gelen imalat istatistiklerinde; az, fakat dikkat çekecek kadar bir düşme başladığı görülmüş. Fabrika müdürü yenidir, tabi bu kadar acemilik olur demişler. Altıncı ayın sonunda istatistik eğrisi bir hayli düşmüş. Eski heyet üyeleri yeni fabrika müdürünü odasında ziyaret etmişler. Adamcağız kan ter içinde, bir elinde telefon, öteki eli evrak imzalamakla meşgul, gelenlere bile ancak başıyla oturmalarını işaret edebilmiş.
Gelen giden o kadar çok ki, adamla doğru dürüst konuşmaya bile imkan olmamış. Fakat heyetin kanaati şu olmuş; böyle canla başla çalışan bir adam başta olduğu müddetçe işlerin düzelmemesi için hiçbir sebep yoktur, biraz daha bekleyelim.
Sene sonu gelmiş, her zaman kar eden fabrikanın bilançosu zararla kapanınca idare meclisi üyeleri birbirine girmişler ve işi yeniden incelemek için başka bir heyeti görevlendirmişler.
Yeni heyet; bu defa müdürün odasına değil, fabrikaya gitmiş ve iş başında bekleyen insanlar görmüş. Sebebini sormuş, aldıkları cevap şu olmuş: “Hususi bir döküme başlayacağız. Fabrika müdürü, ben gelmeden başlamayın dedi, biz de bekliyoruz, her halde elektrik atölyesinden bir türlü ayrılmaya vakti olmadı.” Demişler.
O sırada heyetin gözleri, yaşlı bir ustabaşıya ilişmiş, adamı şöyle bir kenara çekmişler ve fabrikanın eskiye nazaran daha fena çalışmasının sebeplerini sormuşlar. Yaşlı ustabaşı içini boşaltmak ihtiyacını uzun zamandır hissetmiş olacak ki : “Baylar demiş, eski müdürümüz teferruatla uğraşmaz, ileriye ait planlar yapar, işi bize bırakır, biz de normal zamanlarda onu rahat bırakırdık. Ani, içinden çıkamayacağımız olağanüstü bir problemle karşılaştığımız zaman ancak ona başvururduk ve o zaman da bilirdik ki, o bizim bu müşkülümüzü çözecek. O hakiki fabrika müdürü idi. Güler yüzlü idi, bizle şakalaşır, fakat hepimiz için düşünürdü.” Demiş ve devam etmiş: “Şimdiki müdür de çok dürüst, iyi niyet sahibi, hatta çok daha çalışkan bir adam. Fakat o hiç birimize inanmıyor, her işin kendisi tarafından görülmesini istiyor. Yani o, bizim yerimize ustabaşılık yapıyor, tabii biz de amele çavuşu mertebesine düşüyoruz, haydi neyse buna da aldırmayalım, ama fabrika müdürlüğü boş kalıyor.
 Elinde piposu, ileriyi görmeğe çalışan, tedbir alan, düşünen adamın yerinde kimse yok.” Demiş. Eski fabrika müdürünü tekrar oraya getirmek isteyen idare meclisi, bir senelik acı tecrübeden sonra 100.000 yerine 150.000 dolarla onu ancak gelmeye razı etmişler.” İdarecilik güç bir sanattır. Öyle bir sanat ki, eseri gözle görülmez ve ölçülmesi de ancak mukayeselerle ve senelerin tecrübeleriyle biraz mümkün olabilir. Büyük liderler gibi onları da, o müessesenin tarafsız bir tarihçisi kıymetlendirebilir. ONUN İÇİN GÜNLÜK TAKDİR BEKLEYENLERDEN BU SANATIN SANATÇISI ÇIKMAZ. Arada bir dilimiz sürçerse affola, Bazen zülfü yare dokunuyorsak ta, Niyetimiz, hiç kimseyi asla kırmak değildir.! Başkaları için tavsiyede bulunmak, yeni bir yol teklif etmek, hatta karar vermek çok kolaydır. Güç olan, bunları yapmaktan kaçınmak, gururumuzu yenmek, ancak ve ancak kendimiz için, geleceğimiz için liyakat ve başarı esaslı doğru kararlar verebilmektir.
Gölge ADAM Diğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ


Başlık
Başlık
Başlık
Vefat Edenler