logo

SENİ DE, BENİDE ÖPER VESSELLAM!

Değerli okurlar siyaset birilerine hakaret etme merkezi ya da bir partiye oy verenleri, zan altında bırakacak söylemlerin adresi değildir.

Siyaset bir gün kullandığınız diğer gün suçlamaya çalıştığınız bir yapının da adresi değildir..

Siyaset dil kullanımı ile insanları etkilediğiniz, umut aşıladığınız, projelerinizle geleceğe yön verdiğiniz fikirlerinizi yaşama geçirmek için yetki almak istediğiniz yönetim mekanizmasındaki sivil platformun adresidir.

Siyaset koltuk uğruna insanlara çamur atabileceğiniz ya da kendinden olmayan, kendiniz gibi düşünmeyen yapılara hakaret etme aracı da değildir.

Siyasetin doğasında eleştiri vardır..

Siyasetin doğasında hakaret etmeden birbirini itham etme, suçlama da vardır.

Siyasetin doğasında seçmen profilini etkilemek adına siyasi manevralar yapmakta vardır..

Lakin siyasette son dönemlerde hakaretler iftiralar aşağılamalar kendi gözündeki çöpü görmeden bir başkasını suçlama sanatı oldukça rağbet görmeye başlamıştır.

Bu bel altı dediğimiz seviyenin dip yaptığı yalan merkezli olduğu kadar küfür merkezine doğru giden bu söylemler aslında kişiliğin aynadaki yansımasıdır.

Siyasette buna prim verenler unutmamalıdır ki, bir gün kendisi de aynı seviye ve aynı üslupla karşılaşacaktır..

Geçtiğimiz hafta eski Çalışma ve sosyal güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın tv programında ‘Devlet Bahçeli’nin kasedi var’ sözleri ve kendisine MHP Genel Başkan Yardımcısı Hidayet Vahapoğlu, “Eğer bir kaset varsa ya ananla ya da karınla olabilir, onu onlara sor…” cümleleri ile verdiği cevap siyasetin geldiği noktayı göstermesi bakımından önemlidir.

Bu dil geleceğimiz olan gençlerimizi, sorumluluk vereceğimiz bireyleri, belli makamlarda görev yapan yöneticileri siyasal kutbun merkezine doğru iten birbirlerine karşı kutuplaştıran söylemleri tetikler..
Ve bundan ülke olarak vatandaş olarak herkes zarar görür..

Diğer bir yerel gündem konusu olan ve beni de rahatsız eden durum ise siyaset yaptığımı üyesi bulunduğum, belediye başkan adayı olarak kamuoyunun karşısına çıktığım CHP’nin İstanbul belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’na Boyabat belediye başkanı Şefi Çakıcı’nın sözleridir.

Öncelikle güneş balçıkla sıvanmaz! Birileri söyledi diyerek yalan gerçek olmaz doğru da yalana dönmez.. Yalanın en büyük özelliği zamanla gün yüzüne çıkmış olmasıdır.

Gelelim Şefik Çakıcı’nın Ekrem İmamoğlu’mnun Diyarbakır ziyareti sonrası söylediği Boyabat halkının da kabul etmediğini düşündüğüm, 2 Eylül 2019 tarihinde HALKSESİ. COM’da yayınlanan ” Gaflet ve dalalet değil, ihanetin içindesin İMAMOĞLU İstanbul seni 16 milyona hizmet etsin diye seçti. PKK ya şempanzelik yapsın diye değil Sen biliyorsun…”

Sözleri özellikle yerelden birilerine şirin görünmek yaranmak, ses getirmek adına Türkiye’nin mega kenti İstanbul büyükşehir belediye başkanına söylenecek sözler değildir.

O sözler mensubu bulunduğum CHP’ne ve üyelerine, görev yapan belediye başkanlarına bir hakaret sayarım. Bizler bizi temsil edenlerin ya da o göreve getirilenlerin peşinden niçin gittiğimizi bilecek kadar zeka sahibiyiz…
En azından söylemlerimizde, eylemlerimizde açık ve nettir…

Bu ülkenin bölünmesine birlik ve beraberliğinin bozulmasına karşıyıız. Bu ülkenin kurucu iradesi olan CHP’ni diğer partilerden ayıran en temel özelliği milliyetçi olması milliyetçiliğini ayrıştıran yapılarda değil ulusal değerlerle örtüştürmesi, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ve silah arkadaşlarının 1924 anayasasında, Madde 88- Türkiye’de din ve ırk ayırdedilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese “Türk” denir.

Diyerek kayıt altına aldığı, demokrasiyi ve hukuku içselleştirerek halkına özgürlük sunmuş Cumhuriyeti getirmiş bir parti olmasıdır.

Partinin içerisinde yanlışa düşmüş olanlar yolunu bulmak için görev yapanlar olabilir. Ama hiç bir CHP’li hele ki bu dönem de inandıklarının dışında hiç kimseye şempazelik yapmaz…

Çünkü; koltuk bulmak için siyaset yapsalar yer AKP… Menfaatlenmek için siyaset yapsalar yer AKP olması gerekirken yaklaşık 70 yıldır muhalefet eden bir siyasi yapıda siyaset yapmak ancak ideallerle açıklanabilir..

21 yıl önce Büyükşehir belediye başkanı iken Siirt’te Ziya Gökalp’in şiirini okuduğunu ve ceza aldığını unutmuş gibisiniz.. Sahi İstanbul büyükşehir belediye başkanının Siirt’te ne işi vardı o zaman? O nedenle sadece bir ziyareti bu kadar ağır bir dille söylerken; AKP genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002’den 2015 yılına kadar uyguladığı politikayı söylemleri de bir kez daha gözden geçirmesi, Şİvan Perver, Habur, Oslo ve açılım diyerek Dolmabahçe’yi göz önüne getirmeli bunları kmin ne için yaptığını sorglamalıydı.

Daha 2 ay önce İstanbul büyükşehir seçimlerinde seçimden 1 gün önce Abdullah Öcalan’dan mektubu, TRT’den Osman Öcalan röpörtajını kim kime şempazelik yaptı? diye sormazlar mı? Bu töhmet nasıl AKP’ye oy verenlere hakaretse Şefik Çakıcı’da birilerine şirin gözükmek adına İstanbul’da İmamoğlu’na oy verenlere Boyabat’ta İYİ Parti’ye dolayısı ile CHP’ne oy verenlere, Türkiye de kendisi gibi düşünmeyenlere bu sözleri ağır bir hakarettir.

Bu söyleme CHP teşkilatlarının tepki vermemesi de bana göre ilginçtir. En azından CHP’nin bu tür söylemlere sert tepki göstererek haksız eleştirilerin önüne geçmeleri gerekmektedir. Biz bu ülkeyi bölecek, insanımızı kutuplaştıracak her türlü söyleme karşıyız. Her şeyin hukuk içerisinde yapılmasından ve hukuk dahilinde hesabının sorulmasından yanayız. Memleketi kayyuma teslim etmek için seçim yapanlar bu uygulamayı hukukun önüne geçirirse o kayyum bir gün seni de, beni de öper vesselam..

Amma kendim içinde sizinde içinde Japon atasözü ile özetleyelim bu durumu isterseniz; “ZAFER PEK BİR ŞEY ÖĞRETMEZ, YENİLGİ ÇOK ŞEY ÖĞRETİR”…

Etiketler: »
Share
#

SENDE YORUM YAZ