logo

GÖLGE ADAM YAZDI : NEZAKET VE ZORBALIK

Nezaket: başkalarına karşı incelikli ve saygılı davranma, incelik ve naziklik manalarına gelmektedir.
Zorbalıksa: bir kişinin, bir başkasına kasıtlı olarak ve durmadan zarar vermesi ya da rahatsızlık yaratması şeklinde oluşan agresif davranışlardır.

 

Nezaket, ilişkilerde ince, zarif ve ölçülü olmak olduğu gibi, nezaket kurallarına uymak ve kibar olmak ta; belirsizliği azalttığı ölçüde, istikrar ve güven oluşuma da katkı sağlar. Herkesin değerli olduğunu kendilerine hissettirir.

 

Zorbalık sa, bedensel güç kullanmak, itmek kakmak, şiddet uygulamak, siber zorbalık, aşağılayıcı söz ve davranışlar sergilemek şeklinde görülebildiği gibi, sorun çözme becerileri kısıtlı olanların kullandıkları yöntemlerden en yaygın olan bir sorun çözme şekli olarak ta karşımıza çıkmaktadır.

 

Oysa Atalarımız: Tatlılıkla, yumuşak ve gönül okşayıcı konuşmayla herkesin etkilendiği ve azgın düşmanı bile yola getirdiği için de “tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkartır”. demişti.

 

Zorbalık ta aslında çeşit çeşittir. Lakap takmadan, mahcup etme, taciz, fiziksel şiddetten, güç kullanımı, özgürlük alanlarına müdahale, tehdit vb zorlamalarla da kendisini göstermektedir.

 

Davranış biçimi olarak ta asla tasvip edilmemesi, tavsiye edilmemesi, hoşgörüyle karşılanmaması ve hatta kanunlarla-ceza-i müeyyidelerle de  engellenmesi gerekmektedir.

 

Bilge kişi Lao-Tzu’nun  Varlık Dünyasındaki canlı organizmalar konusunda ki şu yorumu da ne kadar ilginç değil mi?

 

“Bir insan, hayatta iken yumuşak ve şefkatlidir.

 

Öldüğü zaman, sertleşir ve katılaşır.

 

Bütün hayvanlar ve bitkiler, canlı iken hassas ve narindirler.

 

Öldükleri zaman, solar ve kuru hale gelirler.

 

Bunun içindir ki; sertlik ve kuruluk ölümün parçalarıdır.

 

Yumuşaklık ve narinlik ise, yaşamın belirtileridir”. Şeklinde çok net açıklamıştır.

 

Toplum olarak ta nezaketi seçip zorbalığa hep birlikte hayır diyelim ki; toplum, mutlu, huzurlu ve yarınları için de umut dolu olsun.

 

Yazımı bir masalla da daha anlamlı kılmak istedim.

 

Bir gün Rüzgar Güneş’e
-Vuuuv!  ben senden daha güçlüyüm, demiş.
-Öyle mi? demiş Güneş.
-Elbette, demiş Rüzgar.
Bak şu aşağıdaki yaşlı adamı görüyor musun? Diye sorduğunda;
Güneş eğilip bakmış.
-Görüyorum, diye cevap vermiş Rüzgar’a.

 

Rüzgar gururla:-Gör bak! Onun paltosunu nasıl çıkaracağım, dediğinde,
-Peki, hadi dene bakalım, demiş Güneş.

Sonra bulutların arkasına çekilip merakla Rüzgarı izlemeye başlamış.

Rüzgar bütün şiddetiyle esmiş. O estikçe yaşlı adam üşümüş, üşüdükçe paltosuna sarılmış.

Rüzgar buna öfkelenmiş. Vuuuvvv.. daha da şiddetli esmiş.

Bu kez adam paltosunu daha da sıkı tutmuş. O ne kadar şiddetli estiyse adam da paltosuna o kadar çok sarılmış. Rüzgar sonunda pes etmiş.

 

Bu kez sıra Güneş’e gelmiş. Güneş bulutların arkasından çıkmış. Yaşlı adama sıcacık gülümsemiş 🙂 Yeryüzü ısındıkça adam da ısınmış. Çok sevinmiş, mutlu olmuş ve
“Artık paltoya ihtiyacım kalmadı” diyerek, paltosunu çıkartmış.
Güneş, Rüzgara dönerek:
-Gördün mü ? demiş.

 

(Nazik olanlar, zorbalardan her zaman daha güçlüdür 🙂

 

Etiketler: » » » » » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ