logo

GÖLGE ADAM :BALIKÇI VE YAŞLI ADAMIN DERSLER ÇIKARILACAK HİKAYESİ.

Bazı hayat hikayeleri vardır ki; her safhasından ibretler alınan, hayatlara anlam ve yön veren, kanaat, mutluluk ve yerine göre de başarının ipuçlarını da gösteren bazı yaşanmışlıklar vardır. Bu hayat hikayelerinden de herkes kendi yaşam biçimi ve beklentilerine göre güzel dersler çıkarabilmektedir. Aktardığım aşağıda ki hikayeden de, herkesin kendince bazı dersler ve örnek hayatlar çıkarması ümidiyle, sabır ve düşünerek okunması tavsiye edilir.

Bir zamanlar küçük bir sahil kasabasında otuzlu yaşlarda mutlu bir balıkçı yaşarmış. Her sabah kayığına atlar, Öğlen güneşi tepeye çıkana kadar balık avlar, limana getirir, topladığı balıkları orada yapılan mezatta satarmış.

Kazandığıyla da ailesini geçindirir, birlikte mutlu neşeli yaşayıp gidermiş. Derken günlerden bir gün tam da mezat sırasında, iyi giyimli yaşlı bir bey, balıkçının yanına gelmiş ve balıkların hepsini toptan almak istediğini, misafirlerinin İstanbul’dan geleceğini ve onlara balık ikram edeceğini söylemiş. “Ne kadar istersin hepsine?” diye sormuş. Balıkçı her gün mezatta satabileceği fiyatı söylemiş. Yaşlı ve iyi giyimli adam;

“Ben İstanbul’da bunun bir porsiyonuna bu parayı veriyorum! Sudan ucuz vallahi” demiş.”
“Burada balık çok. O yüzden burada balık bu fiyata.demek ki dediğinde, İstanbul’u bilemem” demiş balıkçı.
“Sana bir yirmi kağıt versem, bunları eve kadar da getirir misin? Gelirken arabayı getirmedim de!” der.
“Olur” demiş balıkçı ve balık kasasını aldığı gibi ihtiyar adamla yürümeye başlamış. İhtiyar adam büyük bir şirketler topluluğunun sahibiymiş. Şimdi şirketlerini oğluna bırakmış ve kendisini dünyayı dolaşmaya vermiş. Burası dünya turundan sonra uzun yerleşmek istediği ve emekliliğinin keyfini sürmeyi istediği kasabaymış. Yakın zamanda kendine bir motor almayı ve sık sık balığa çıkmayı istiyormuş.

“Demek balık çok burada. Günde kaç saat çalışıyorsun? ” demiş balıkçıya.
“Sabah çıkıyorum, öğlene kadar çalışıyorum” demiş balıkçı.
“Öğlene kadar mı?” der ihtiyar.
“Evet” demiş balıkçı.
“Peki öğleden sonra ne yapıyorsun?” demiş ihtiyar adam.
“Öğleden sonra da, dinleniyorum, ailem ve arkadaşlarımla zaman geçiriyorum.”
“Tembelik ediyorsun yani” demiş bıyık altından gülerek yaşlı adam.
“Tembellik mi? Yoo”. demiş balıkçı.

O sırada, iş adamının evine ulaşmışlar. Balıkları derin dondurucuya koyup bahçeye çıkmışlar. Yaşlı adam balıkçıya parasını vermiş. Sonra bu iyi kalpli balıkçıya bir iyilik yapmaya, hatta belki de balıkçıyı zengin bir adam yapmaya karar vermiş. Eh! ne de olsa bu güne kadar yüzlerce adama yüzlerce kere tavsiyelerde bulunmuş, yüzlerce konferansta gözlerinin içine bakan genç öğrencilere ve genç girişimcilere fikirlerini anlatmıştı. Bu balıkçı da artık bunu hak etmiş olmalıydı. Belki de bir gün zengin bir balıkçı olarak karşısına gelecekti ve siz bayım, hayatımı değiştirdiniz diyecekti. Yaşlı iş adamı ise, mağrur bakışlarla, kaderini değiştirdiği yüzlerce zengin kişiye baktığı gibi bakacak, “Ben bir şey yapmadım, sadece kendi potansiyelinizin farkına varmanızı sağladım diyecekti.

“Haydi şurada oturalım. Sana anlatmak istediğim bazı şeyler var. Daha çok gençsin ve önünde uzun bir ömür var” der.
Balıkçı, ihtiyar adamın ses tonundaki yardımseverlikten ve meraktan kamelyaya oturup, adamı dinlemeye başlamış.

“Günde kaç kilo balık tutuyorsun” demiş yaşlı adam.
“On veya on beş kilo” demiş balıkçı.
“Demek tam gün çalışsan otuz, kırk kilo balık tutacaksın. Vay canına, burada balık gerçekten çok. Bu ciddi bir rakam.”
“Nasıl yani! Anlamadım” demiş balıkçı.
“Ay da yirmi beş gün balığa çıksan. Yirmi beş çarpı on beş o da eşittir üç yüz yetmiş beş kilo eder. Bir ayda teknene bir motor alırsın ve tutacağın balık miktarı da iki katına çıkar.”
“İyi de bu ne işime yarayacak ki” demiş balıkçı.
“Sen beni anlamadın galiba. Sonra bir kaç ayda ikinci bir tekne ve motor alırsın. Hatta büyük bir motor alırsın.”
“Peki o kadar motoru kim kullanacak. Bir balıkçıyım ben!” demiş balıkçı.
“Demek yavaş yavaş anlamaya başladın. İşte burası çok önemli. Artık patronluğa adım atıyorsun. Bir kaç adamı yanına alacak ve onları çalıştırmaya, diğer tekneleri onlara kullandırmaya ve daha çok balık tutmaya başlayacaksın.” der yaşlı adam.
“İyi de bu kadar balığı ne yapacağım. Onu anlamadım! Burada kimse o kadar çok balığı yemez ki!” dediğinde balıkçı;
“ Hiç güleceğim yoktu. Geniş düşüneceksin, ileriye doğru geniş bakacaksın. Şimdi, o balık satışından ayırdığın parayla bir soğuk hava deposu kuracaksın. Belki biraz kredi de alman gerekebilir. Neyse, balıkları orada depolayacak ve anlaştığın bir lojistik firmasıyla balıkları İstanbul’a göndereceksin”. der.

”Balıkçı, yaşlı adamı hayretle dinliyormuş.
O’na “Peki sonra ne olacak?” demiş.
“Sonra mı? Gördün mü, her şey kendi kendine oluşuyor. Eğer ipin ucunu yakalarsan ve doğru zamanda doğru hamleyi yaparsan turnayı gözünden vurursun. Derken işleri iyice büyütecek ve daha büyük motorlar alacak ve filonu genişleteceksin. Sadece bu kasabada değil, bu kente iş yapmaya başlayacaksın.
“O zaman o soğuk hava depoları da yetmeyecek. Sonra ne olacak, o kadar balık. Helak mı olacak?” demiş balıkçı.
“Bak, her sorun bir fırsat aslında. Sorular, fırsatların kapılarıdır. Yeter ki doğru soruyu sormasını bil. Balık çoğalınca, bir balık işleme fabrikası kuracaksın. Konservesini yapacak, yağını çıkaracak, tüm ülkenin en iyi balık firmasının sahibi bile olabilirsin.
”Balıkçı, kendini koca fabrikanın patronu olarak düşlemiş. Yüzlerce işçi, yüzlerce balık. Yavaş yavaş üzerine bir ağırlık gelmeye başlamış.
“İyi de bu benim ne işime yarayacak.
“Çok zengin olacaksın. İşi iyice genişletip tüm Ege ve Akdeniz de bu tesislerden kuracak hatta Karedeniz de bile bu tesislerden açacaksın. Çok zengin olacaksın, çok ” demiş yaşlı adam. Anlatırken balıkçıyı da hayal ediyor ve onun o halinden keyif alıyormuş. Sanki kendi yükselişi ve şirketinin yükselişi gibiymiş balıkçının durumu.
“Çok zengin olmak ne işime yarayacak? Para her şey demek değil ki!” demiş balıkçı.
“Bak burada haklısın. Para bir süreliğine nefsini idare ediyor ama sonra paraya karşı köreliyorsun. Bu sefer, ün, başarı ve güç giriyor hayatına. Her yerde insanlar önünde iki büklüm oluyor. Bir sürü insan ağzından çıkacak tek kelimeye bakıyor. Her yere davet ediliyorsun. Yüzlerce binlerce iş adamı konferanslarda ağzından çıkacak o sihirli başarı kelimesine odaklanıyor. Gençler üniversitelerde ağzı açık seni dinliyor. Aslında bunu sana anlatamam, yaşamak lazım.” der.

“Peki, tüm bunlardan sonra neler olacak?” demiş balıkçı. Yaşlı adam, balıkçının meraklandığını ve heveslendiğini düşünmüş.
“Sonra şirketlerin büyüdükçe sen yaşlanacaksın ve dişinle tırnağınla kazandığın bu başarı imparatorluğunu emanet edecek birilerini arayacaksın. Bu aşamada iyi eğitimli çocukların devreye girecek ve şirketi onlara, başarına başarı katsınlar diye devredecek, onları uzaktan kontrol edeceksin. Onlardan emin olduğunda ise kenara çekilecek ve başarının tadını çıkarmaya başlayacaksın.” Burada biraz durmuş ve geniş bir soluk almış yaşlı adam.

“En tatlı kısım da burası. Artık yaşlandın ve yoruldun. Belki de benim gibi yetmiş yaşına geldin. Artık şirketleri bırakıp, güzel bir sahil kasabasında güzel bir ev, güzel bir motor alacak ve hayatının sonlarını bu muhteşem sahil kasabasında mutluluk içinde geçireceksin.” Der yaşlı adam.

Balıkçı, bir ihtiyar adama bakmış, bir de bahçeden görünen denize bakmış ve demiş ki;.

”İyi de ben zaten şu anda senin dediğini yapıyorum”….

 

Kaynak: GÖLGE ADAM

Editör: Haber Merkezi

Etiketler:
Share
#

SENDE YORUM YAZ